Göç yolunda yaşam savaşı


02:22 22.11.2018

Midyat’taki kampın kapatılması üzerine bir kez daha yaşam savaşı veren Ezidi iki aile, Midyat’ta bir ev tuttu. Çalıştıkları işte sömürüye maruz kalan ve ‘Nereye gideceğimizi bilmiyoruz’ diyen Ezidiler, duyarlılık çağrısı yaptı

Ahmet Kanbal/Mardin-MA

IŞİD’in 4 yıl önce Şengal’e yönelik saldırısıyla göç yollarına düşen binlerce Ezidi’nin yaşam mücadelesi devam ediyor. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Fidanlık Kampı’na yerleştirilen, ancak kayyum atanması sonrası zorla kamptan çıkarılan Ezidiler, Mardin’in Midyat ilçesindeki AFAD kampına yerleştirilmişti. Ancak kamp, yakın zamanda İçişleri Bakanlığı’na bağlı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından kapatıldı. Kampta bulunan birçok ailesi ise ‘can güvenlikleri olmadığı’ gerekçesiyle sınır hattındaki kamplar yerine Midyat’ta kalmayı tercih etti. Kiraladıkları evlerde yaşamaya başlayan aileler, zor koşullarda yaşamlarını sürdürme çabasında. Bunlardan ikisi aileleri ile birlikte Yeni Mahalle’de yaşayan Smail ve Hêsen Milko kardeşler. Kendi imkanlarıyla kiraladıkları iki odalı harabe durumdaki bir evde en büyüğü 61 yaşında olan Hêsen Milko ile en küçüğü 4 yaşındaki Amed Smail’den oluşan 12 kişi yaşıyor. Yıllardır oradan oraya sürüklenen aileler, bir sonraki duraklarının neresi olacağının kaygısı içerisinde.

Sömürüye maruz kalıyorlar

Yıllardır göç etmek zorunda kalan kardeşlerden Smail Milko, zor günlerin bir türlü sona ermediğini söyledi. “Göçertilmek biz Ezidilerin kaderi olmuş” diyen Milko, evdeki büyüklerin Şengal’e, küçüklerin ise Avrupa’ya gitmek istediklerini söyledi. Kaldıkları evi zor bela bulduklarını belirten Milko, “İş olursa gidiyoruz. Onun dışında yapılan yardımlarla geçinmeye çalışıyoruz” dedi. Çalıştıkları işlerden emeklerinin karşılığını almadığını ifade eden Milko, günlük 25-30 TL ücretle çalıştıklarını ve bu kadar düşük ücretle çalışmaya, mecbur olduklarını belirtti. Diyarbakır’daki kampta daha iyi yaşam koşullarının olduğunu dile getiren Milko, “Amed’e olan sevgimizden dolayı oğlumuzun adını Amed koyduk” dedi. Milko, son olarak yarısı toprağın altında olan eve işaret ederek, şunları söyledi: “Nasıl mı yaşıyoruz? Yerin altında yaşıyoruz. Halimiz ortada.”

Tedavisi için destek bekliyor

Beyninde ur ile yaşamak zorunda kalan Hêsen Milko (61) ise Türkiye’ye geldikten sonra da benzer durumlarla karşı karşıya kaldıklarına dikkat çekti. İlaçlarını yeteri kadar alamadığını söyleyen Milko, tedavi olmak için destek bekliyor.

Gitmek istiyoruz

Büyük çocuğu Nura Hêsen de kadınların söz konusu şartlardan kaynaklı daha fazla zorluk çektiğini anlattı. Nura Hêsen, “Kampta en azından diğer Ezidi aileler ile bir aradaydık. Birbirimize yardım edebiliyorduk. Ama şimdi hepimiz bir yere savrulduk. Dostlarımız ile bir araya gelemediğimizden dolayı kendimizi yalnız hissediyoruz. Sadece buradan gitmek istiyoruz” diye konuştu.

Amed ismi Diyarbakır sevgisinden

Smail ve Hêsen kardeşler, IŞİD’in Şengal’e dönük saldırılarının ardından binlerce Ezidi’yle birlikte Xanesor Bölgesi’ne doğru göç etti. Göç yolunda birçok aile fertlerini geride bırakan Smail ve Hêsen kardeşler, daha sonra 11 kişi olarak Türkiye’ye geçmek zorunda kaldı. Aileler önce Şırnak’a, ardından ise Diyarbakır’da kurulan kampa yerleşti. 4 çocuğu bulunan ve Şengal’e dönük saldırılar sırasında hamile olan Smail Milko’nun eşi Zehra Milko burada 5. çocuğunu dünyaya getirdi. Zehra ve Smail çifti, doğan bebeklerinin ismini ise çok sevdikleri Diyarbakır’ın Kürtçe ismi olan Amed koydu. Amed’in doğumundan 2 yıl sonra tekrardan göç etmek zorunda bırakılan Smail ve Hêsen kardeşler, bu kez de Midyat’taki mülteci kampına yerleştirildi.