Sokağa Çıkma Yasakları 16.08.2015-14.06.2019


12:52 17.06.2019

 

16.08.2015 / 14.06.2019 Sokağa Çıkma Yasakları Gözlem Raporu Basın Metni

 

Bugün, dünyada elliye yakın ülkede yaşayan 70 milyondan fazla kişi ülkelerindeki çatışmalar, savaşlar ve insan hakları ihlalleri nedeniyle yurtlarından uzaklaştırılmış durumdadır. 2019 yılında küresel ölçekte zorla yerinden edilmenin şimdiye kadar kaydedilen en yüksek düzeye ulaştığını ve insanların çektiği büyük acıların çarpıcı bir şekilde arttığını ortaya koymuştur. Günümüzde zorla yerinden edilmiş kişilerin toplamı Birleşik Krallık, Fransa veya İtalya gibi ülkelerin nüfusundan fazladır. Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü'nün (UNHRC) Küresel Eğilimler Raporu, 2017 yılında her 2 saniyede 1 kişinin yerinden edildiğini belirtilmekte ve raporun 2017 yılı sonundaki verilerine göre dünyada 68.5 milyon insan zulüm, çatışma ve şiddet nedeniyle yerinden edilmiştir.[1] Türkiye’de yerinden edilme, uzun bir tarihsel arka plana sahiptir. Türkiye’de 1925 yılında uygulanan Şark Islahat Planı ve 1934 yılında  çıkarılan Mecburi iskân Kanunu ile yerinden edilme süreci ivme kazanmıştır. Yüz binlerce insanın göç etmesine neden olan Mecburi İskân Kanunu, 14 Haziran 1934 tarihinde TBMM’de karara bağlanmış ve 21 Haziran 1934 tarihinde ise resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. En yaygın ve uzun süreli olarak uygulanan 2510 sayılı Mecburi İskân Kanunu ile milyonlarca insanın göç etmek zorunda kalmış, doğup büyüdüğü topraklarından uzaklaştırılmış, yerinden edilmiştir. Bunun süreç zorla yerlerinden edilen insanların  büyük acılar ve kayıplar yaşamalarına neden olmuştur.

 

Son dönemde ise OHAL yasaları, Sokağa Çıkma Yasakları ve Geçici Özel Bölgeler gibi uygulamalar ile bu politikalar devam ettirilmektedir. Ülkenin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaklaşık 13 ili kapsayan Olağanüstü Hal Yasası (OHAL) 1987 yılında ilan edilmiş ve 2002 yılına kadar devam etmiştir. OHAL ilanı ile insan hakları ve özgürlükleri askıya alınırken bu yasa ile valilere köy boşaltma yetkisi verilmiştir. Olağanüstü Hal Valiliği Yönetimi ile yerleşim birimleri sistematik bir plan dâhilinde boşaltılmıştır. Resmi olarak işletilmemiş olarak gösterilmesine rağmen bu sistem, paramiliter güçler güçler ve köy yakma /boşaltma timleri [2]oluşturularak kimi zaman koruculara yetkiler verilerek yüzbinlerce köy yerleşim yeri boşaltmış ve kitlesel bir yerinden edilmenin yaşanmasına yol açmıştır.

1984 ve 2005 yılları arasında yoğunluklu olarak Kürt vatandaşların yaşadıkları bölgelerde 4 bin civarında yerleşim alanı “güvenlik” ve “köy koruculuğunu” kabul etmeme gibi nedenler ile zorla boşaltılmıştır. Ayrıca, yaklaşık 3 milyon Kürt zorunlu göçe tabi tutulmuştur. Yaşanılan zorunlu göç süreci ve sonrası, telafisi imkânsız olan tahribatlar yaratmıştır. Hükümetler zorunlu göç mağdurlarını korumak ve yaşadıkaları her türlü mağdurriyetleri ve ihlalleri gidermek ile yükümlü olmasına rağmen bu konuda oldukça sınırlı sayıda somut adımlar atmıştır.

Öte yandan, devlet ile PKK arasında zaman zaman gelişen ateşkes, barış ve müzakere süreçleri, çözüm için umut olsada çatışma süreçlerinin yeniden başlaması ile yeni zorunlu göçlerin yaşanmasına yol açmıştır. 15 Şubat 2013 / 16.08.2015 tarihleri arasında Kürt sorununun demokratik çözümü için yürütülmekte olan müzakere sürecinin kesilmesi ve tekrar çatışmalı ortamın başlaması ile eski güvenlik politikaları yeniden uygulamaya konulmuş ve çözüm süreci boyunca Türkiye halklarına verilen barış umudu savaş politikaları ile yok edilmiştir. Türkiye hızla binlerce insanın zorla yerinden edildiği, yüzlerce faili meçhul cinayetin işlendiği ve yüzlerce insanın yaşamını yitirdiği savaş ortamına doğru yeniden sürüklenmiştir. Kürt illerinde ilan edilen Gecici Özel Güvenlik Bölgeleri ve Sokağa çıkma yasakları ile binlerce insan, zorla yerinden edilmiş ve zorunlu göçe tabi tuttulmuştur.

Siirt’te 2 ayrı bölgenin 01.03.15/31.12.15 tarihleri arasında 10 ay süre ile yine Şırnak’ta 6 ayrı bölgenin 10.7.15/31.12.15 tarihleri arasında 5 ay 20 gün süreli olarak Bakanlar Kurulu Kararı ile “Geçici Özel Güvenlik Bölgesi” olarak ilan edilmesi ardından Tunceli’de 14, Gaziantep’te 2, Ağrı’da 2, Kars’ta 2, Şanlıurfa’da 3 ayrı bölgenin il valilikleri tarafından yine geçici özel güvenlik bölgesi olarak kabul edilmesi ardından Mecburi İskan, OHAL uygulamalarınının bir devamı olarak sokağa çıkma yasakları ilan edilmeye başlanmıştır.

16.08.2015 tarihinde Muş’un Varto ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasakları daha sonrasında Diyarbakır, Batman, Bingöl, Bitlis, Elazığ, Hakkâri, Mardin, Siirt, Tunceli illeri olmak üzre 11 ile yayılarak devam etmiştir. 16.08.2015 -  14.06.2019 tarihleri arasında 46 ilçede 525 mahalle 406 köy 345 mezra ve 209 bölgede 386 kez sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir.[3]

Sokağa çıkma yasaklarının en fazla uygulandığı il olan Diyarbakır’da 199 kez sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. 2’si ilçelerde olmak üzere (Lice, Silvan)  Diyarbakır’ın 11 ilçe merkezine bağlı 318 mahallesinde ve 244 köy / mezrada sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir.

Sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği diğer iller: Batman’da 7 kez, Bingöl’de 7 kez, Bitlis’te 45 kez, Elazığ’da 2 kez, Hakkari’de 40 kez, Mardin’de 52 kez, Muş’ta 7 kez, Sirtt’e 11 kez, Şırnak’ta 15 kez ve Tunceli’de 7 kez sokağa çıkma yasağı ilan etmiştir.

İlçelere bağtığımızda ise, en fazla sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği ilçe Lice olmuştur. Lice’de 66 kez sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Lice’nin mahalleri olan Karvas/Kêrvas’ta (Yalaza) 22 kez, Xıraba’da (Şenlik)kez, Xwêlîn’de(Tuzlaköy) kez, Alîk’te (Birlik) 20 kez, ve Nenyas/Ninyas’ta( Ortaç) 20 kez sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir.[4]

Sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği yerlerde yaşayan yaklaşık 2 milyona yakın kişi hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılmış ve yasaklar nedeniyle insanlar göç etmek zorunda bırakılmıştır.  Ayrıca, birçok kişiye zorunlu göç dayatılmış ve başta yaşam hakkı olmak üzere sağlık, eğitim, seyehat, güvenlik, temel ihtiyaç malzemelerine ulaşamama, haberleşme hakları ihlal edilmiştir. Diğer yandan, sokağa çıkma yasaklarının yoğunlaştığı 2016-2017 yılları arasında nüfus artış oranları düşmüşmüştür.(Tablo 1) Hükümetin yetkili milletvekilleri Cizre, Silopi, Sur ve Nusaybin’in toplam nüfusunun yüzde 22'sinin göç ettiğini ve bu 4 ilçeden göç edenlerin sayısının 93 bine ulaştığını belirtmişlerdir.[5] Hükümet yetkililerinin açıklamalarına nazaran sivil toplum kuruluşlarının yaptığı açıklamalar bu sayının 1 milyona yakın olduğu yönündedir.

 

Sokağa çıkma asaklarınının ilan edildiği ilçelerdeki nüfus artış oranları[6]

Tablo1

 

 

Sokağa çıkma yasakları sonrası evleri yıkıldığı için yaşadıkları yerlerden zorla göç ettirilen kişilerin uğradıkları maddi ve manevi zararlar telefi edilmemiştir. Göç etmek zorunda bırakılan kişilerin bir kısmı, kendi olanaklarıyla yaşadıkları yerlere geri dönmüş. Diğer yandan birçoğunun evi acele kamulaştırma kararı alınarak ellerinden alınmıştır.

Sokağa çıkma yasakları kişilerin evlerine ve mülklerine ulaşmalarını engelemektedir.

Mart 2016'dan bu yana Sur’un 6 mahallesinde yasak hala devam ederken yaklaşık 23 bin kişi evlerine dönemedi. Ayrıca, hala devam eden yasaklar sebebiyle 5 bin 106 kişinin evsiz kalması söz konusu. Sur içinde 6 yeni karakolda yapılacak Şehir Plancıları Odası, Sur’daki 3569 yapının yıkıldığını belirtmiştir. 11 Temmuz 2017 tarihli uydu fotoğraflarına göre ise 16 aylık süreçte 46 hektar alan yıkıldı. Bu alanda bulunan 4985 yapının  3569’ı yıkılmıştır. Yani alan olarak yüzde 61’i yıkılırken yapısal olarak yüzde 72’si yıkılmıştır. Öte yandan 87’si tescilli olmakla beraber, 247 tescilli değerli yapı yıkılmıştır. Lice-Genç kırsalında 8 bin asker, polis ve korucunun katılımıyla düzenlenen operasyonlarda geniş bir arazide süren operasyon nedeniyle köylerde yaşayan sivillerle iletişim koptuğu ve  bağlı köylerde yaşayan yurttaşların, geçim kaynakları olan tarım ve hayvancılığı artık yapamadıkları basına da yansımıştır. Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Birlik Mahallesi'nde askeri abluka sürerken, mahalledeki her evin kapısında askerlerin nöbet tuttuğu, kimsenin dışarı çıkmasına izin verilmediği ve mahalle sakinlerinin hayvanlarını ahırdan çıkaramadıkları gözlemlenmiştir.

Şırnak’ta 246 gün süren sokağa çıkma yasağının ardından yıkılan mahallelerin uydu görüntülerinde kentin yüzde 70’ine yakın bir bölümünün yok olduğu götülmüştür. Ayrıca birçok evin tank ve top atışları ile yıkıldığı görülmüştür.

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde 13 Mart 2016’da ilan edilen sokağa çıkma yasağının ardından ilçede operasyon ve çatışmalar başlamıştı. Yasak, 30 Mayıs 2016’da kısmen kaldırıldı, evlerini terk etmek zorunda kalan Yüksekovalılar bu tarihten sonra evlerine dönmeye başladı. 78 gün süren yasak boyunca ilçe merkezindeki binaların büyük kısmı yıkıldı, 95 kişi yaşamını yitirdi. 6 binden fazla ev tahrip edildi.

Savaş artıkları ve araçları yaşam hakkı ihlalerine neden olmaktadır.

En son Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesinde 75 yaşındaki Mehmet Ertekin’in yaralanmasına neden olan zırhlı polis ve asker araçlarının çarpması sonucu bugüne kadar çok sayıda insan yaşamını yaralanmış ve hayatını yitirmiştir. Özellikle sokağa çıkma yasağı ilan edilen Şırnak, Mardin ve Diyarbakır’da yaşanan olaylardan dolayı son 16 aylık süreçte, 6’sı çocuk en az 21 kişi yaşamını yitirdi, 2’si çocuk 36 kişi yaralandı.[7]

Mardin’in Nusaybin ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı döneminde binlerce evin yıkıldığı mahallelerde patlamamış cisimler tehlike saçmaya devam etmektedir.

Nusaybin Yenişehir Mahallesi(Yasemin Sokak civarında bir cismin patlaması sonucu N.Y, Y.Y. ve Ö.Y. adlı çocuklar yaralandı.

Şırnak’ın İdil ilçesinin Aşağı mahallesinde, ailesiyle beraber yaşadığı evin önünde oynayan O.Ö.’ye zırhlı polis aracı çarptı. O.Ö. çevredekilerin yardımıyla İdil Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı fakat yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Kişilerin temel ihtiyaçlarını karşılaması hizmetlere erişim konusunda ihlaler yaşanmaktadır.

14 Mart-25 Temmuz 2016 tarihleri arasında sokağa çıkma yasağının ilan edildiği Mardin’in Nusaybin ilçesinde hala su ve elektrik sıkıntısı yaşanıyor. Altyapı çalışması gerekçe gösterilerek kentin birçok mahallelerine çoğu zaman gün boyunca elektrik verilmiyor. Sıcaklığın 50 dereceyi aştığı kentte edüzenli elektrik hizmeti verilmemesi yerel halkı özellikle sağlık açısından zor durumda bırakıyor. Öte yandan esnafların düzenli elektrik hizmeti alamamsı ekonomik hayatında aksamasına sebep oluyor. Temel ihtiyaçların karşılanmaması beraberinde yeni sorunlar meydana getiriyor.

İşgence ve Kötü Muamele Artmıştır

Valilik tarafından ilan edilen sokağa çıkma yasağının ardından Koruköy’de gözaltına alınan Abdi Aykut adlı vatandaşın işkence edildiğine dair fotoğrafları ortaya çıkmıştı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bunun üzerine “Hukuk devletinin dışında hiçbir şey yapılmıyor. O yaşlı dediğiniz adam teröre ev sahipliği yapıyor” demişti. Bahsi geçen kişi, Koruköylü Abdi Aykut köylerindeki yasak sırasında maruz kaldığı 14 günlük işkenceyi tek tek anlattı: “Soğuk havada buz tutan zeminin üzerinde panzerin arkasına bağlayarak sürüklediler. Halen vücudumda izleri duran işkenceden dolayı ayakta kalamıyorum”.demişti

Bizler; Göç İzleme Derneği olarak; 14 Haziran 1934 tarihinde sistematik bir hal alan ve hala farklı yasa, kanun, yönetmelik, yasak adı altında yürütülen köy yakma/boşaltma, yerinden etme ve zorunlu göç uygulamalarına son verilmesine;

Kürt sorunun inkâr ve imha siyaseti yerine demokratik diyalog yöntemi ile çözülmesine, halklarımız arasındaki birlikte yaşama duygusunu yok eden operasyon ve çatışmalara son verilmesine;

Köy yakma boşaltma ve zorunlu göç etme sonrasında oluşmuş maddi ve manevi zararların karşılanmasına;

Yaşanan insan hakları ihlallerinin açığa çıkarılması için “Hakikatleri Araştırma Komisyonlarının kurulmasına;

Zararaların tazmini ve yeniden dönüş için; Birleşmiş Milletlerin Ülkesinde Yerinden Edilmiş Kişilere İlişkin Kılavuz İlkelerini esas alan geri dönüş, yeniden yerleştirme ve yeniden entegrasyon konularına ilişkin ilkelere göre programlar hazırlanmasına,[8]

Yerleşim yeri ve sivillere açık olmayan alanlarda ilan edilen Güvenlik Bölgeleri çevresine uyarıcı levhalar konulmalı ve halka anadilinde bilgilendirme yapımasına

Hala devam eden sokağa çıkma yasakları, geçici özel güvenlikli bölgeler hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına, telafisi zor olan ihlallerin yaşanmasına neden olmaktadır. Ayrıca, İl İdaresi Kanunu’nun 11/C Maddesine dayanılarak ilan edilen sokağa çıkma yasaklarının hukuki dayanakla­rının olmadığını belirtir, bu şekilde Ulusal ve uluslararası mevzuata aykırı olarak ilan edilen, Meclis ve hukuk denetiminden uzak ve halen devam eden sokağa çıkma yasaklarına son verilmesine,

Geçici özel güvenlik bölgeleri ilanı ve sokağa çıkma yasakları nedeniyle oluşan zararların tespiti ve tazmini için çalışma başlatılmasına ve kişilerin başvurabileceği bir mekanizmanın kurulmasına,

Başta çocukların olmak üzere, birçok insanın hayatına mal olan mayın ve savaş artığı malzemelerin temizlenmesini talep ediyoruz.

 

 

Göç İzleme Derneği-

www.gocizlemedernegi.org-  gocizleme@gmail.com



[1]https://abcnews.go.com/International/world-refugee-day-2018-record-685-million forcibly/story?id=56026315

https://www.unhcr.org/5b27be547.pdf

[2] https://t24.com.tr/haber/biz-koy-yakma-taburuyduk-1994te-30-koyu-yaktik,243668

[3] Sokağa çıkma Yasakları ilgili valiliklerin açıklamaları ve Google Alerts sistemine düşen haberlerden derlenmiştir.

[4] Verilerle ilgili daha fazla bilgi için www.gocizlemederneği.or.sayfamızı ziyaret edeblir ve gocizleme@gmail.com adresinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.

[5]http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/hendegin-bilancosu-nufusun-22si-goc-etti

[6] Veriler https://www.nufusu.com sitesinden alınmıştır.

[7]https://www.evrensel.net/haber/354480/zirhli-arac-suruculeri-16-ayda-21-kisiyi-oldurdu-36-kisiyi-yaraladi

[8]http://madde14.org/index.php?title=%C3%9Clkesinde_Yerinden_Edilmi%C5%9F_Ki%C5%9Filere_%C4%B0li%C5%9Fkin_K%C4%B1lavuz_%C4%B0lkeler