Haksız ve hukuksuzca alınan sınır dışı etme kararını kaldırın.


04:27 11.04.2021

İstanbul Sözleşmesi; kadınları, şiddet gören aile bireylerini, LGBTİ+ ları, mülteci, sığınmacı, göçmen
kadınları korur.
İstanbul Sözleşmesi’nin, Cumhurbaşkanı kararı ile hukuksuzca feshedilmesine karşı ülke genelinde
eylemler ve basın açıklamaları düzenlendi. Bunlardan biri de Denizli ilinin Çınar Meydanı’nda yapılan
20 Mart 2021 tarihli eylem ve basın açıklamasıdır.
İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesine karşı barışçıl protesto haklarını kullanan üç İranlı mülteci
kadın; Esmaeil Fattahi, Leili Faraji, Zeinab Sahafi ve eyleme katımadığı halde Mohammad Pourakbari
Kermani isimli mültecinin de aralarında olduğu dört mülteci hakkında İstanbul Sözleşmesi’nden
Vazgeçmiyoruz eylemine katıldıkları gerekçesiyle 5 Nisan 2021 tarihinde gözaltına alındıktan sonra
sınır dışı etme kararı alınmıştır.
Haksız ve hukuksuzca alınan sınır dışı etme kararını kaldırın.
Ülkelerinde kadına yönelik şiddeti önleyen bir mekanizmanın ve insanca yaşama haklarının olmaması
sebebiyle Türkiye’ye sığınan mülteciler, sınır dışı edilme kararı ile kendileri için yaşamsal tehlike arz
eden ülkelerine gönderilmesi tehlikesi ile karşı karşıya kalmışlardır.
Anayasanın 34. Maddesi açıktır: "Herkes toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme ve katılma hakkına
sahiptir." Bu madde ile herkesin barışçıl protesto hakkı ile kendisini ifade etmesi güvence altına
alınmıştır. Maddede geçen ‘herkes’ sözcüğü ile anlaşılmalıdır ki anayasa ile güvence altına alınan bu
hak ülkeye sığınan, mülteci olmak zorunda kalan ve göç eden bireyleri de kapsamaktadır. Dolayısıyla
İstanbul Sözleşmesi’nin feshine karşı yapılan eylem ve basın açıklamasına katılan dört mülteci için
verilen sınır dışı etme kararı açıkça Anayasa’ya aykırıdır.
Sözleşme, yalnızca Sözleşme’ye taraf devletlerin vatandaşı olan kadınlar için değil; sığınmacı, mülteci
ve hukuki durumu ne olursa olsun göçmen kadınlar için de koruma sağlamaktadır. Tam da bu
anlamda göçmen kadın ve LGBTİ+ lar İstanbul Sözleşmesi’nin feshini protesto eden topluluğun öznesi
konumundadır. Kendi haklarını ilgilendiren bir sözleşmenin feshinini protesto etmek göçmen
kadınların ve LGBTİ+ ların da anayasal hakkıdır.
Sözleşme, taraf devlet vatandaşı olmayan kadınlara da koruma sağlamakta, sığınmacı ve hukuki
durumu ne olursa olsun göçmen kadınlara ilişkin özel düzenlemelere yer vermektedir. Bu maddeler,
toplumsal cinsiyete duyarlı bir yaklaşım sağlanmasına ilişkin yükümlülükler de içermektedir.
İstanbul Sözleşmesi’nin 61. maddesi, taraf devletlere statüsü ve ikametine bakılmaksızın korumaya
muhtaç kadına yönelik şiddet mağdurlarının hayatlarının risk altında olabileceği ya da işkenceye veya
insanlık dışı muameleye veya cezalandırılmaya maruz kalabilecekleri hiçbir ülkeye hiçbir durum
altında iade edilmeyeceklerini güvence altına almak üzere gereken yasal veya diğer önlemleri alma
yükümlülüğünü yükler. Geri gönderme işlemine karşı korunma, Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin
Sözleşme adıyla anılan diğer adıyla Cenevre Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde de , herhangi bir
mülteci için geçerlilik taşır. 1951 Sözleşmesi Türkiye tarafından “Avrupa dışından mülteci kabul
etmemeye ilişkin” coğrafi çekince koyularak taraf olunan Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin
Sözleşme’sine bu çekincenin konulmuş olması Türkiye’ye mültecileri sözleşmenin tanıdığı; zulüm riski
olan ülkelere sınır dışı edememe gibi; temel insan hakkından mahrum etme olanağı vermemektedir.
Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin Sözleşme, İstanbul Sözleşmesi ile aynı koruma, statüleri henüz
resmi olarak belirlenmemiş, geldikleri veya ikamet ettikleri ülkeye gönderilmeleri durumunda
kovuşturmaya maruz kalabilecek, sığınma talebinde bulunan kişiler için de sağlanmaktadır.
Böylece geri gönderilmeye karşı sağlanan bu koruma, şiddet mağduru, iltica talepleri henüz
Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin Sözleşme uyarınca sonuçlandırılmayıp sığınmacı durumunda

olan, ülkeden ihraç/çıkarılma durumunda toplumsal cinsiyet temelli şiddete maruz kalabilecek herkes
için, menşei ülke veya ikamet statüsüne bakılmaksızın geçerli olacaktır. Bu konumdaki kişilerin iltica
talepleri reddedilmiş olsa bile, Taraf devletler, bu kişilerin gerçekten risk altında oldukları, işkenceye,
insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye ve cezaya maruz kalabilecekleri ülkelere gönderilmemelerini
sağlamalıdır.
Göç İzleme Derneği'nin kadın komisyonu olarak bu hukuki ve politik nedenlerle bir kez daha
belirtelim ki: Kadınlar, LGBTİ+lar ve göçmen, sığınmacı, mülteci kadın ve LGBTİ+lar için yaşamsal
öneme sahip İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmeyeceğiz. Taraf olduğumuz uluslararası
sözleşmelere, anayasaya ve demokratik hukuk devleti olmanın tüm gereklerine uygun davranılması,
devlet kurumlarının görevlerini hukuk devletine uygun bir şekilde yerine getirmelerini ve acilen sınır
dışı kararı verilen dört İranlı mültecinin sınır dışı edilme kararının kaldırılmasını talep ediyoruz.