SINIRSIZ SINIFSIZ SÖMÜRÜSÜZ NEFRETSİZ BİR DÜNYA İÇİN YAŞASIN 1 MAYIS


11:38 01.05.2021

SINIRSIZ SINIFSIZ SÖMÜRÜSÜZ NEFRETSİZ BİR DÜNYA İÇİN YAŞASIN 1 MAYIS

 
Basına ve Kamuoyuna
 
     Bu yıl 1 Mayıs Dünya İşçi Ve Emekçi Bayramına girerken,   geçtiğimiz  iki yılın sonunda, dünyada tüm devletler, toplumlar, işçiler, emekçiler pandemi koşulları ile mücadele etmekte. Üretimin durmasını istemeyen devletler, başta sağlıkçılar olmak üzere, tüm hizmet ve üretim alanlarında emekçilerin koşullarını iyileştirmesi ve rahatlatması gerekirken, ciddi bir şey yapmamaktadır.  Kapanan iş yerleri ile işsiz kalan işçiler, emekçiler, işsizlik ortamında zorlanmakta ve gittikçe artan intiharlara dahi şahit olmaktayız.  Bu işsizlik ve umutsuzluk halinden, tüm çalışanları, emekçileri hatta tüm toplumu çıkarması gerekenler, başta devlet ve devletin kurumlarıdır. Pandemi ile daha da ağırlaşan bu durum, 1 Mayıs'a girerken tüm dünyada daha da anlam kazanmakta.
     Göç İzleme Derneği olarak bu sene,  1 Mayıs'ta, ülke içerisinde mevsimlik işçi olarak göç eden tarım işçilerinin, ülke dışından gelen göçmen ve mültecilerin yaşamış oldukları sorunları, emek sömürüsünü, ırkçılık ve nefret suçlarını kamuoyu ile bir kez daha paylaşmak ve dikkatine sunmak istiyoruz. 
     Mevsimlik tarım işçileri, ülke içerisinde yıllın beli dönemlerinde, kendi yaşamış olduğu şehirden  ayrılıp başka şehirlere gitmekte, buralarda çeşitli barınma, ulaşım, ucuz iş gücü ve ırkçılık gibi nefret suçlarıyla karşılaşmaktadır. Ülkede 6-7  milyon gibi azımsanmayacak bir sayıda bulunan mevsimlik tarım işçileri, gittikleri bölgede en insani yaşam ölçülerinden  olan barınma ihtiyacını 2021 yılında, çadırlarda geçirerek karşıladılar. İşciler, çalışma alanlarına giderken 15 kişinin binmesi gereken bir araca 30 kişi binerek gitmek zorunda kaldılar. Fakat bu durum, pandemi döneminde, hastalık bulaşması riskine rağmen, sayının  azaltılması gerekirken aynı şartlarda, çalıştıkları yerlere ulaşmak zorunda kalmışlardır.  Mevsimlik tarım işçilerinin  yaşadığı ölümlerin çoğunun,  ulaşımda yaşandığını özellikle vurguluyoruz. Mevsimlik    İşçiler, medyada sadece yollarda yaşanan kazalarda ölümleriyle haber olmaktadır.
Ayrıca dikkat çekmek istediğimiz başka bir konu ise mevsimlik işçilerin, iş için göç ettikleri bölgelerde bulunan işverenler tarafından, ucuz iş gücü olarak görülmesidir .Kendi yaşadıkları şehirlerde iş bulamadıkları için, başka bölgelerdeki işlere gitmek zorunda olmalarını  fırsat bilen işverenler, bunu fırsata ve istismara çevirip bu durumu kendi karları için kullanmaktadırlar. Mevsimlik  işçiler, sabahın erken saatlerinde kalkıp, akşam geç saatlere kadar tarlalarda çalıştırılmakta. Mevsimlik tarım işçilerinin yaşadıkları başka bir sorun da, yaşadıkları pek çok sorunun yanı sıra (barınma, ulaşım, ulaşımda yaşanan kazalar ve ölümler, düşük ücret) özellikle Kürt illerinden ülkenin batısına giden Kürt işçilerin, ülkede iktidarın oluşturmuş olduğu Kürt politikasından dolayı ırkçı saldırılara maruz kalmalarıdır. Bu yapılan saldırılara yönelik açılan soruşturmalarda, caydırıcı cezalar verilmemesi de bu saldırıların daha fazla artmasına sebep olmaktadır.
  
    Ülkede ötekilerin ötekisi olan mülteci işçiler için, bu yıl da 1 Mayıs’a girerken dahi önceki yıllara göre hiçbir şey değişmedi. Mülteci işçiler iş güvenliği, sağlık güvencesi olmadan ve kayıt dışı bir şekilde çalıştırılarak, emekleri sömürülmeye devam edildi. Sadece 2020 yılından, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre, 101 mülteci ve göçmen işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Daha birkaç gün önce, 25 Nisan günü Pakistanlı 4 mülteci işçi, İstanbul Arnavutköy’de bir hırdavat fabrikasının deposunda çıkan yangında hayatını kaybetti. Mülteci işçiler, sadece bu ihmallere ve hak ihlallerine maruz kalmayıp  ırkçılık gibi nefret suçlarıyla da karşı karşıya kalmaktadırlar. Geçen hafta Ankara’da, Somalili işçiler çalıştıkları iş yerlerinde saldırıya uğradılar. Bu tür saldırılarda, özelikle medyada kullanılan nefret dilinin ve bazı iktidar ve muhalefet temsilcilerinin kullandığı dilin etkisinin olduğu, bariz bir şekilde ortadadır. Özelikle Ankara’da Somalili işçilere saldırıda, bir gün öncesinde, Sözcü gazetesinin ‘Ankara’nın göbeği Somali oldu’ başlıklı haberinin etkisini görmekteyiz. Pandemi döneminde mülteci işçilerin yüzde 83’ü işlerini kaybettiler ve büyük bir çoğunluğu kayıt dışı çalıştırıldığı için hiçbir sosyal imkandan yararlanamadılar.
     Mülteci, göçmen ve mevsimlik  işçilere, tüm bu yaşatılanları sıraladıktan sonra; 
Talep ediyoruz:
 - Mevsimlik tarım işçileri yerinden istihdam edilmeli.
 - Çalıştıkları bölgede barınma gibi en temel yaşam koşulları yerine getirilmeli.
 - Sağlık ve iş güvenlikleri yerine getirilmeli.
 - Irkçılık gibi nefret söylemlerinin önüne geçilmeli, kendilerine yönelik saldırılara caydırıcı cezalar verilmeli.
- Uzun iş saatleri önüne geçilmeli, haftalık 45 saat geçmeyecek şekilde çalıştırılmamalı.
- Mevsimlik tarım işlerini güvenceye alacak yasal düzenlemeler yapılmalı
 
 
-       Mültecilerin hukuki durumuna dair Cenevre Sözleşmesine (1951) konan coğrafi kısıtlama kaldırılmalı ve sözleşmenin ‘ayrımcılık yasağı’ ilkesi doğrultusundan şartsız bir şekilde statü verilmelidir.
-       Mülteci göçmen işçilerin sosyal güvenlik kaydı işlemleri kolaylaştırılmalı ve işveren tarafından başvuru yapılmadığı durumda mülteci ve göçmen işçilerin Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvuru yeterli olmalıdır.
-        Mülteci işçiler ilgili medyada nefret söyleminin önüne geçilmeli. Mülteciler hedef haline getirilmemeli.
-       Mülteciler iktidar tarafından siyasi şantaj aracı olarak görülmemeli.
-       Ülkede bulanan muhalefetin iktidara eleştirilerini yaparken mültecileri bir muhalefet aracı olarak görmemeli.
-       Mülteci işçiler birer ucuz iş gücü olarak görülmemeli.
 Göç İzleme Derneği