20 HAZİRAN DÜNYA MÜLTECİLER GÜNÜ


03:06 20.06.2021
Biz Göç İzleme Derneği olarak,
20 Haziran Dünya Göçmenler ve Mülteciler gününde,
Dünyanın herhangi bir yerinde, Orta-doğu, Uzak doğu, Asya yada Avrupa’da; ülkemizde, şehrimizde yada yanı başımızda;  yerinden yurdundan göçmek zorunda kalan, zorla yerinden edilen, başka bir bölgeye, şehre veya ülkeye sığınmak veya iltica etmek durumunda kalan, doğduğu büyüdüğü, yerleşik ve mülki hakkı olan yerleri,  yüzyıllardır nesilden nesile bağ kurduğu   topraklarını, maddi kültürünü, maddi tarihini terk etmek zorunda bırakılan, gittiği yerde yaşam şartlarından kaynaklı ekonomik, kültürel, toplumsal, siyasi ve hukuki zorluklar yaşayan,  insani ve hukuki hak ihlalleri yaşayan tüm göçmen ve mültecilerin, özellikle de erkeklerden daha fazla dezavantajlı olan ve eril yaklaşımlara, uygulamalara ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, tacizlere maruz kalan zorunlu göç mağduru ve mülteci kadınların yanında ve dayanışma içerisinde  olduğumuzu ve bunun mücadelesini verdiğimizi, çalışmasını yürüteceğimizi,   Göçmenler ve Mülteciler Günü vesilesiyle bir kez daha söylüyoruz. 
Ekolojik sistem karşıtı, sermaye yanlısı devletler, insanlık için çok tehlikeli nükleer santraller kurarak ve savaş için nükleer füzeler üreterek ekolojik yıkıma sebep olurken, pek çok insanı topraklarını terk etmek zorunda bıraktılar. Bazı ülkelerde baskı, tutuklama ve işkence nedeniyle ülkesini terk etmek kalanların yanı sıra, inancı ve kültürü dolayısıyla toplumsal baskıya uğrayıp bölgesini ve ülkesini terk etmek zorunda kalan mülteciler dünyanın dört bir yanına dağıldılar. Kendi devletinin yönetimi, rejimi tarafından çıkarılan iç savaşlar bir yana, küresel askeri ve sermaye gücünü elinde bulunduran dünya devletlerinin kendi ekonomik ve askeri gücünü yerleştirmek için, bizzat kendi askerleri ile veya bölge devletlerini kullanarak çıkardıkları savaşlarda binlerce insan yerini yurdunu terk etmek zorunda kaldı.  Ya da komşu, bölge ülkelinin kendi çıkarları için kendi sınırlarını aşarak komşu veya bölge ülkelerinde   çıkardıkları savaşlar sonucu topraklarını, ülkelerini, terk etmek, komşu ülkelere, sınırlara göç etmek, sığınmak, iltica etmek zorunda kaldılar. Toplu halde veya ailecek göç edenlerin, toplumların yaşamak zorunda kaldıkları göçmenlik ve mültecilik halini, durumunu, statüsünü bir gün biz de yaşamak zorunda bırakılabiliriz. Kendimiz bu durumu veya statüyü yaşamasak olsak bile, bu meseleye hak savunucuları, hukuki savunucular olarak bakmak ve duyarlı olmak ve bunun üzerine mücadele etmek, çalışmak zorundayız. 
Zorunlu göçe maruz kalan göçmenler, mülteciler, sığınmacılar, bugün tüm dünyanın uğraşmak zorunda kaldığı en önemli mesele haline geldi diyebiliriz. Ekoloji karşıtı, sermaye yanlısı kapitalist ve erkek egemen sistemlerin yarattığı bir sonuç olarak, göçmen ve mültecilik meselesi, hiçbir ülkenin, hiçbir devletin, uluslararası toplumun görmezden gelemeyeceği kadar büyüdü ve ülkelerin, devletlerin, toplumun kapılarını zorluyor. Ekoloji, iklim mücadelesi, kadın özgürlük mücadelesi, yoksullukla mücadele yanı sıra göçmen ve mültecilik mücadelesi de dünyada en başat mücadeleler olarak büyüyor. Çünkü dünyanın kaynakları tükeniyor ve insanlar barış içinde, eşit bölüşüm içinde ve doğa ile, ekolojik hayatla uyumlu yaşamak zorunda kalacak. Burada bize ve bizim gibi sivil toplum örgütlerine, demokratik kitle örgütlerine, demokratik topluma siyaset üretenlere düşen ise göç ve mültecilik sebeplerini ortadan kaldıracak çözümler, öneriler sunmak ve hayata geçirilmesi için mücadele etmek düşüyor. Bunun yanı sıra, belki de engel olamadığımız sonuçlarına da, yani ülkemizde veya bölgemizde yaşanan ölümlere, can güvenliğine, hak ihlallerine, zorlu yaşam ve ekonomik koşulların düzeltilmesine, emek sömürüsüne, kadın ve çocukların durumuna dikkat çekmek, farkındalık yaratmak, toplumu ve yönetenleri uyarmak ve beraber eşit yurttaş olarak yaşamanın olanaklarını sağlamak ve yaşamı kurmak başlıca insanlık görevimiz olmalı.
Ekonomik yoksulluk, hukuki hak kaybı, ekolojik yıkım, ülkelerin iç ve dış politik koşulları, dinsel, etnik, kültürel ya da cinsel tercihleri sebebiyle zorla göç ettirilmiş tüm insanlar çalışmalarımızın özneleridir. Dünyanın neresinde olursa olsun evrensel insan haklarının en temel konularının başında gelen yaşama ve barınma hakkını kullanamayan, kullanma talebi nedeniyle baskı ve zulüme maruz kalanların mücadelesine omuz verip öncülük yapmayı öncelikli vasfımız olduğunu bilerek bu yol üzerinde yürüyeceğimizi belirtmek yerinde olur.