Amaçlarımız

 

Türkiye’deki Yerinden Edilme Sorunu

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinden başlayarak yaşadığı en temel sorun, demokratikleşeme sorunudur. Bu sorun, egemenliğin toplumun dil, din ve sosyal katmanlarını temsil edecek bir biçimde oluşturulması ve Cumhuriyetin egemenlik hakkının içeriğinin ve uygulama biçimlerinin demokratikleştirilmesi sorunudur.

Türkiye’nin demokratikleşmesi, çoğulcu, insancıl, barışçıl bir sosyal yapı oluşturabilmesi sorununu Kürt sorunundan bağımsız düşünmek olası değildir. Demokratikleşme, çoğulcu, insancıl ve barışçıl bir sosyal yapı oluşturulması, doğrudan doğruya Kürt Sorunu ile ilgili bir sorundur. Türkiye Cumhuriyeti’nin sorunu görmezden gelişi, Kürtlerin varlığını yok sayma çabası, Türkiye’nin çoğulcu sosyal yapısını dönem, dönem zor uygulamalarıyla tekleştirme çabaları, Kürtlerle Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ilişkileri zedelemiş, gerginleştirmiş, zaman, zaman da çatışma ve isyan boyutuna varan sosyal hareketlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır.

 

Çatışma, gerilim ve isyan boyutlarına varan sosyal hareketler döneminde, kamu yönetiminin uyguladığı politikalar, zorunlu iskan, güvenlik gerekçesi ile özellikle köy ve köy altı yerleşim alanlarının boşaltılması, Kürt Kökenli Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının yaşadıkları yerleşim alanlarını terk edip yeni yerleşim alanlarına göç etmesine yol açmıştır.

Kürt sorunu dayanıklı gerilim ve çatışma ve çatışmaları önleme konusunda kamu yönetiminin uyguladığı politikaların Türkiye’de yol açtığı bu nüfus hareketliliği ve nüfusun yer değiştirme hareketi “zorunlu göç, zorlama göç”, “göç ve kaç hareketleri” olarak adlandırılmaktadır. Özellikle 1989-1999 yılları arasında bu soruna dayalı olarak ortaya çıkan göç hareketi, Türkiye’nin sosyal yapısını, ekonomik, kültürel ve psikolojik ortamını alt üst etmiş, 3448 kırsal yerleşim biriminin boşaltılması sonucunu doğurmuş,3 ile 3,5 milyon arasında anadili Kürtçe Türkiye Cumhuriyeti yurttaşını yaşadığı yerleşim alanından kopartmış, üreticilik niteliklerinin kaybolmasına yol açmıştır.

 

Yerinden Edilme Sonucunda yaşanan problemler

 

Göç sonrasında kişiler, birçok şeylerini kaybetmenin etkisiyle kendilerine olan güvenlerini yitirebilirler. Zorla yerinden edilme kişilerde telafisi imkânsız olabilecek durumların ortaya çıkmasına neden olabilir zorla yerinden edilme sonrası yaşanan problemlerin çok yönlü ele alınması gerekir

 

Zorunlu göç dayatılarak, Kürtler sadece yerlerinden ettirilmemiş, aynı zamanda evlerini, arazilerini, hayvanlarını, meralarını, ağaçlarını, neredeyse tüm mal varlıklarını geride bırakarak mülksüzleştirilmiştir.

 

Zorunlu göç mağdurları aynı zamanda vasıfsızlaştırılmıştır. Köylüler kentlerde vasıfsız işçi konumuna düşmüş ve bu durum yoksullaşmalarına yol açmıştır.

 

Göç sonrası ailenin geçim kaynağı haline gelen çocuklar eğitime devam edememekte Çocukların bir kısmı ise hem okuyup hem çalışarak ailelerinin geçim mücadelesine katkı- da bulunmaktadır. Buda çocukların eğitimden mahrum kalmalarına sebep olmaktadır.

Gençler kentin dışına itilmekte; maddi güçleri elvermediği için istedikleri şekilde giyinemedikleri ve bu nedenle kentin merkezindeki insanların onlara kötü gözle baktıklarını soylal dışlanma hissi ve kentin olanaklarından mahrum kalma durumuna düştükleri

 

Göç sonrası yaşanan sağlık sorunları hastalıkların büyük kısmının beslenme yetersizliği, barınma koşulları altyapı sorunlarını yaratığı

 

Yerinden edilen, yoğun bir yalnızlık duygusu, toplumdan uzak durma, topluma yabancılaşma, özgüveninde azalma ve olumlu sosyal ilişkiler kurma becerisinde kaybı gibi sorunlarla karşılaşır

 

Dil problemi ve yoksulluk nedeni ile sağlık ve diğer kamu hizmetlerinden yararlanamama probleme yaşamaktadırlar.

 

 

Zoruunlu Göç Probleminin Çözümü İçin;

 

Sürekli dile getirilen Hakikatleri Araştırma Komisyonları kurulmalıdır. Ancak bir de bu komisyonun altında sadece zorunlu göç ile ilgilenen bir alt komisyonun kurulup bu dönemde yaşanan acıların ve kayıpların hesabını ortaya çıkaracak ve sorumlularının gereken cezayı almalarını sağlayacak bir adalet mekanizmasının oluşturulması gerekmektedir. Bu kapsamda Devlet yetkilileri 1980-95 yılları arasında boşaltılan yerleşim yerlerinin isimlerini ve nüfus verilerini açıklamalıdır.

 

Yerinden Edilme Birleşmiş Milletlerin Yol gösterici ilkeler kapsamında; Genel ilkeler, Ülke İçinde Yerinden Olmaktan Kaynaklı Korunmaya İlişkin İlkeler, Yerinden Olma Sırasında Korumaya İlişkin İlkeler, İnsani Yardıma ilişkin İlkeler, Geriye Dönüş ve Yeniden Yerleştirme ile ilgili ilkeler kapsamında ele alınmalıdır.

 

Kişilerin yaşam ortamlarını seçmeleri ve zorla yerlerinden edilmeden önceki yaşam ortamlarına dönmeleri, en temel hak ve özgürlükleridir. İnsan hakları bakımından, kişi ya da toplulukların yaşam ortamlarına geri dönmeleri ya da başka bir yere yerleşmeleri “gönüllülük” esasına dayandırılmalıdır.

Öncelikli olarak, askeri birliklerin bölgeden çekilmesi ve yaşam alanlarının kesinlikle savaş koşullarından arındırılmış olması gerekir.

Zorunlu göç çerçevesinde araçsallaştırılan ve 90’lı yılların zulmünün başka bir yüzünü anlatan koruculuk sisteminin kaldırılması ve “derin güçler”in lağvedilmesi elzemdir. O dönemde korucular tarafından el konulan toprakların iadesinin sağlanması için gerekli yasal çerçevenin sağlanması ve somut adımların atılması gerekir.

 

Geri dönüş öncesi, boşaltılan tüm köyler ve çevreleri mayınlardan temizlenmelidir

 

Zorunlu olarak göç eden kişi ya da toplulukların geriye dönüş ya da yeniden yerleşim konusundaki tercihlerinin hayata geçirilmesinde devlet kuruluşları, güven duygusunun oluşturulması ve zorunlu göç mağdurlarının yaşamlarını yeniden kurmaya katılmalarını sağlamak üzere; başta zorunlu göç konusunda çalışma yapan kuruluşlar olmak üzere, meslek örgütleri, insan hakları kuruluşları ve diğer sivil toplum örgütleriyle işbirliği yapmalıdır. Bu çerçevede sivil toplum kuruluşlarının bölgede etkin çalışma yapmasını sağlayacak koşullar oluşturulmalıdır. Böylesi demokratik süreçlerde kapsamlı bir bölgesel kalkınma planının hazırlanması zorunludur.

 

Arıcılık, tütüncülük ve hayvancılık gibi ekonomik faaliyetlerin canlandırılması için gerekli donanımların sağlanması ve bu faaliyetlerin teşvik edilmesi gerekmektedir.

Yakılıp yıkılan köylerin yeniden inşası için köylere altyapı hizmetleri tam teşekküllü sağlanmalı ve bu yeniden inşa sürecinde; yerlerinden edilen Kürtlerin kendileri yer almalı ve kendi yaşam alanlarının kurulumunda kendi talepleri öncelikli olmalıdır. Köylerin sosyal, ekonomik ve kültürel ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalıdır.

 

Değiştirilen yerleşim birimlerinin isimleri iade edilmeli devlet yetkilileri Zorla göç ettirdiği insanlardan özür dilemelidir.

 

Geçmişte yaşanan şiddetin yarattığı korkunun ortadan kaldırılması yönünde çaba sarf edilmelidir. Şiddete maruz kalanların yaşadığı travmanın rehabilite edilmesi gerekmektedir.

Kentte kalmak isteyen zorla yerinden edilen Kürtlerin sorunları için de devlet sorumluluk almalıdır. Özellikle büyük kentlerdeki ekonomik sömürü koşullarının en ağır yükünü taşıyan zorla göç ettirilen Kürtlerin çalışma koşullarının daha insancıl olması için adımlar atılmalı ve özellikle kadınlar için farklı istihdam olanakları yaratılmalıdır. Yoksulluğun bedelini ödemek zorunda kalan çocuklarla ilgili olarak da çocuk işçiliğinin önüne geçebilmek için sosyal ve ekonomik koşulların iyileştirilmesi gerekmektedir.

 

Hem kentte hem de köyde yaşanan, özellikle kadınların ve çocukların sıkıntısını çektiği dil probleminin çözümü ve çocukların eğitim probleminin aşılması için anadilde eğitim koşulları sağlanmalıdır. Özellikle sağlık hizmetlerinin sağlandığı kurumlarda Kürtçe hizmet verebilmenin önü açılmalı ya da tam anlamıyla hizmet sağlanabilmesi için farklı yöntemler kullanılmalı, örneğin Kürtçe tercüman bulundurma şartı gibi.